|
Milli Takım, Tanjevic ve Türk Medyası.. |
|
|
Hepimizin bildiği gibi, milli takımımız 5'te 5'le başladığı Avrupa Şampiyonası'nı 8. olarak bitirdi ve beklentilerin altında kaldı. Bu takımın şampiyonayı çok daha iyi bir yerde bitirecek, madalya alacak, hatta kupayı alacak gücü ve potansiyeli vardı, bu konuda hemfikiriz ama.. Ama olmadı, olamadı ve 1 hafta önce bu takımı göklere çıkaran Türk medyası, bir hafta sonra yerin dibine sokuyor, başarısızlığın sorumluluğunu Tanjevic'e, Hidayet'i yükleyerek yine kolayı seçiyordu. Sizce bu ne kadar doğru? Ne kadar etik? Sizce milli takımımız başarısız mı oldu? Bu başarısızlığın tek sebebi Tanjevic ya da Hidayet miydi? İlla birilerinin günah keçisi seçilmesi mi gerekiyordu? Başarının kriteri neydi, kime ya da neye göre başarısızdık?

Gelin hikayenin başına dönelim, Tanjevic'in çok eleştirilen kadro seçiminden başlayalım. Tanjevic aday kadroyu açıkladığında; kadroda Mehmet Okur, Kaya Peker, Serkan Erdoğan gibi isimler olmadığı için, medya ve medyanın istediği gibi yönlendirdiği -az bilen, çok konuşan- basketbolsever kitle tarafından, daha o günlerden sertçe eleştirilmeye başladı. Tanjevic, hakarete varan eleştirilere rağmen sessiz kalmayı tercih etti. Fatih Terim gibi "ben ders almam, ders veririm" tarzı söylemleri olmadığı, kendisini eleştirenleri terslemediği için, medya tarafından acımasızca eleştirilmeye devam edildi.
Tanjevic'in kadro seçimi konusunda, illa ki hepimizin beğenmediği tercihleri oldu ama biz onun tercihlerine saygı duymayı bilemedik. Sonuçta, bugün milli takımın başında siz olsanız, sizin seçimlerinizi de beğenmeyen, eleştiren birileri mutlaka çıkacaktır. Hiçbir zaman herkesi memnun etmek mümkün değildir. Örneğin coach ben olsaydım Ender Arslan'ı takıma almazdım, beni de bu yüzden eleştirirlerdi. -ki o Ender Arslan ilk 2 maç mükemmele yakın oynadıktan sonra, son maçlarda da kritik anlarda sorumluluk alarak beni haksız çıkardı. Bunun içindir ki, takımın başında olan kişinin kararlarına biraz saygı duymayı öğrenmeliyiz.
Medya ve onun yönlendirdiği kitle, en iyi 12 oyuncunun takıma alınması gerektiğini ve bu şekilde başarının geleceğini düşünüyor ama böyle bir şey yok. Bu bir all-star takımı değil ki!.. Önemli olan takım olabilmektir, bunun için de birbirini tamamlayan 12 oyuncunun kadroda olması gerekir. Tanjevic'e bunu düşünerek, kendi tercihleri doğrultusunda kadrosunu oluşturdu. Yoksa o da biliyordu, Barış Hersek'in Kaya Peker'den, Bekir Yarangüme'nin Serkan Erdoğan'dan daha iyi oyuncular olmadığını..
Bu kadroda, Bekir'in yerine Serkan Erdoğan olsaydı hücumda çok işimize yarayabilirdi belki, dış şutları sokabilirdi ama Bekir gibi kenarda oturmayı kabul eder miydi? Oyuna girdiğinde tüm gücüyle savaşıp, terinin son damlasına kadar savunma yapar mıydı? Barış Hersek'in yerine Kaya Peker kadroda olsaydı, Ömer Aşık'ın arkasında yedek beklemeyi kabullenir miydi? Oyuna girdiğinde ne kadar istekli oynar, oynamadığında ne kadar sorun çıkarırdı? Bunların hepsini düşünmek, ondan sonra eleştirmek lazım bu tercihleri..
Gelelim şampiyonadaki performansımıza.. Evet iyi hücum etmedik, çünkü hücum gücü sınırlı oyuncularla oynuyorduk. Hidayet ve biraz Ender/Kerem dışında kendi şutunu yaratabilecek kısa oyuncumuz yoktu. Oğuz dışında post-up yapabilecek adamımız yoktu. Ama biz bunlara rağmen, İspanya'yı, Sırbistan'ı yendik, Yunanistan ve ve Slovenya'ya son saniye basketleriyle kaybedecek kadar iyi oynadık. Bunu çok çok iyi yaptığımız savunmamız ve mücadelemizle başardık. Klasman maçları dışında şampiyona boyunca yaptığımız savunma, milli takımlar düzeyinde benim gördüğüm en iyi savunmaydı.
Evet, Serkan Erdoğan, Kaya Peker, Mehmet Okur gibi isimlerin kadroda olmaması, hücum gücümüzü oldukça düşürdü, burada suçlu Tanjevic'ti diyebilirsiniz.. Bu isimler kadroda olsaydı, bu kadar sert, organize, istekli savunma yapabilir miydik peki? Bu kadar mücadele edebilir miydik? Bunları da düşünmek lazım..
İlk 5 maçın hepsini kazandığımızda, Türk futbol basını tarafından bir anda ilgi odağı olan basketbol milli takımı, bu başarıyla birlikte göklere çıkarıldı. (ama ne hikmetse bu dönemde 12 dev adam diye methiyeler düzülürken, kadro seçimi yüzünden yerden yere vurulan Tanjevic'le ilgili tek bir övgü cümlesi geçmedi yine) Şampiyona öncesinde, kaybedilen hazırlık maçları sonrasında, takımı ve Tanjevic'i acımasızca eleştiren basın, köşe yazarları ve blog yazarları; milli takım başarılı olduğunda bir anda birlik, bütünlükten bahsetmeye, şampiyonluğa giden yolda şunları yapmalıyız diye ahkam kesmeye başladı ama onlar da teknik kadronun başarıdaki payından bahsetmeye gerek görmedi.
Sonra ne oldu? Malum milli takımımız, önce grupta Slovenya'ya, sonra Yunanisan'a atamadığımız son saniye basketleriyle yenilerek çeyrek finalde elendi. Meşhur spor medyamız, göklere çıkarttığı milli takımı bu kez yerin dibine sokmaya, başarısız oyunu yüzünden Hidayet Türkoğlu'nu, çağırmadığı oyuncular yüzünden Bogdan Tanjevic'i günah keçisi ilan etmeye karar verdi.
Peki gerçekten başarısız mıydı bu takım? Grupta yaptıkları 6 maçın 5 tanesini kazanan, final oynayan Sırbistan ve şampiyon olan İspanya'yı yenen, yenildiği 2 maçı da son saniyede sokamadığı şutlar yüzünden kaybeden bir takıma kim başarısız diyebilir? ya da ters açıdan soralım, Türkiye bu turnuvada şampiyon olsaydı, yaptığı tercihler ve kadro seçimi yüzünden kaç kişi eleştirebilirdi Tanjevic'i?
Sorun ne biliyor musunuz? Sorun, Türk milletinin bakış açısı. Biz basketbolu sevmiyoruz, biz futbolu sevmiyoruz, yarıştığımız hiçbir sporu ya da oynadığımız hiçbir oyunu sevmiyoruz. Biz -sadece ve sadece- kazanmayı seviyoruz. Her zaman, her yerde, her koşulda kazanmak istiyoruz.. Yenildiysek, kaybettiysek verilen emeklerin, gösterilen mücadelenin, başarılan şeylerin ve güzel basketbol oynamanın hiçbir değeri yok bizim için. Ama kazandıysanız, mutlak haklı ve doğusunuz bu ülkede, ne yanlış yaparsanız yapın, kimse ağzını açıp iki kelime bile söylemez, eleştiremez sizi. Bunun içindir ki, biz her zaman kaybetmeye mahkumuz.. |
Etiketler: a milli takım, türkiye, bogdan tanjevic, hido, hidayet türkoğlu, mehmet okur, kaya peker, serkan erdoğan, bekir yarangüme, barış hersek, ender arslan, sırbistan, slovenya, yunanistan, ispanya, oğuz savaş, kerem tunçeri, türkiye milli takımı, basketbol milli takımı, 12 dev adam, |
|
|
|
|
|
|
|